Uluslararası İlişkilerde Güç Kavramı
Gücü, açıklama yeteneğine sahip analitik bir kavram haline getirebilmek için önce onun farklı boyutlarını ve farklı bağlamlardaki anlam ve etkilerini dikkate almamız gerekir. Çünkü farklı unsurları güce dönüştürebilmek için farklı politika bağlamlarında farklı stratejiler kullanılabilir.
Örneğin askeri yetenekleri güce dönüştürebilmek için izlenecek stratejilerin savaş durumunda veya diplomatik sorunlar karşısında farklı olması beklenir. Konulara göre farklı bağlamlar değerlendirildikten sonra da farklı aktörlerin, avantaj sağlamak amacıyla bu farklı bağlam ve boyutlar arasında nasıl bağlantılar (“spill-over effect” ve “linkage politics”) kurarak istenen sonuçları elde etmeye çalıştığını görmek gerekir.
Güç analizlerinde bu tür yöntemlerin izlenmemesi, bizi ya gücü yalnızca askeri ve ekonomik yeteneklerle ilişkilendiren ya da komplo teorileriyle ifade edilen basit fakat anlaşılması kolay analizlere götürür. Oysa uluslar arası politikada güç unsurunun doğru anlaşılabilmesi için bu kavramın karmaşıklığını göz ardı etmeyen yaklaşımlar gerekir. Bu ise çalışmanın başında da ifade edilen teorik basitlik ve karmaşık gerçeklik arasındaki ikileme ilişkin bir sorundur.
Kırıkkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Haluk Özdemir’in makalesinin (Ankara Ünv. SBF Dergisi 63-3) tam metnini aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:




TASAM tarafından düzenlenen “2. İKT Üyesi Ülkeler Düşünce Kuruluşları Forumu” İstanbul’da gerçekleştirildi. Yoğun bir katılımla yapılan forum sonrası açıklanan deklarasyonda şu hususlara dikkat çekildi:
Ülkeler arasındaki vize uygulaması, soğuk savaş dünyasının ürünü. Dünyayı kesin sınırlara ayıran, kutuplaştıran, bölen bir anlayışın da simgesi aynı zamanda.
TASAM’ın kuruluş fikri nasıl ortaya çıktı?
Türkiye'nin iç ve dış değişim dinamiklerinin son yıllarda sergilediği ivme, ekonomiden dış politikaya, bilim ve teknolojiden sanata kadar geniş bir alanda cereyan etmekte ve yeni risk ve fırsat alanlarının doğmasına imkân tanımaktadır.
Çok kutuplu yeni dünya düzeni ile birlikte küreselleşme süreci de hız kazandı. Ve bu süreç en çok iletişim ve medya üzerinde etkisini gösterdi.
Can cultural diplomacy help get Turkey into the European Union? Within the EU, Turkey’s accession process is a highly debated issue. Almost everyone seems to have an opinion on the matter, although it can be argued that most of these opinions are not based on rationality and facts.
Soğuk Savaş döneminde, uluslararası politika ile iç politika arasında daha belirgin bir ayrılık mevcut idi. Dış politika; o dönemde daha çok ulusal güvenlik, askeri tedbirler, enerji kaynaklarına ulaşım, devletler arası çatışmalar, ideolojik rekabet ve nekonomik kalkınma planları gibi yüksek politika konularından oluşuyordu.
Özünde dürüstlük, doğruluk, sadelik, samimiyet yer almakta olan kamu diplomasisi, siyasal fikirlerden ziyade vatandaşların kalbine ve beynine ulaşarak ortak çıkarlar merkezinde diyalog kurmak fikrinde yükselmektedir.